ana görsel

Yeni Bir Casiotone Doğuyor:CT-S1 Geliştirme Ekibi ile
Perde Arkası Röportajı

Herkesi Çalmaya Teşvik Edecek
Bir Klavye Arayışı

Öncelikle, CT-S1 projesinin
nasıl doğduğunu anlatır mısınız?

Hiroshi Sato

Hiroshi Sato

Ürün Planlama Departmanı
EMI İş Birimi
Hamura Ar-Ge Merkezi

Hiroshi Sato: Bu projeyi hayata geçirmemizin iki temel nedeni vardı. Öncelikle herkesin alıp çalabileceği kusursuz bir klavye yaratmayı ümit ettik. Klavyeye yeni başlayanlar için çok fazla seçenek olmadığını düşündük ve kendimizin de çalabileceği bir ürün tasarlamak istedik. Çok sıra dışı bir model yaratmak istemediğimiz için insanların yaşam tarzlarına doğal bir şekilde uyum sağlayacak yeni bir standart klavye düşünerek işe başladık. Herkesin hemen çalmaya başlamak isteyeceği bir klavye olmalıydı.

İkinci olarak; klavye zaman zaman piyanonun yerini alacak bir alternatif olarak görülse de biz onu başlı başlına bir müzik enstrümanı olarak yeniden ele almak istedik. Amacımız aynı birime birçok farklı enstrüman koyarken kolay çalınabilirlik için tasarlanan ve kullanımı kolay bir Casiotone yaratmaktı. 1980 yılında ilk Casiotone 201 piyasaya sürüldüğünde konsept "güzel ve farklı tonların yer aldığı keyifli bir dünya" olmuştu. Bu sefer de aynı fikri benimsedik. İlk Casiotone'a dönüp baktığımızda bu konseptin aklımızdaki fikre tam olarak uyduğunu fark ettik. 40 yıldan uzun bir süre sonra bugün Casiotone'un hala varlığını sürdürebilmesinde payı olan orijinal Casiotone'dan bir şeyler almalıydık. Proje bu şekilde hayata geçti.

Bu ilk konsepti bir ürüne dönüştürme
sürecine nasıl başladınız?

Hiroshi: Fikirlerinizi iletmek başlangıçta çok kolay olmuyor. Ürün tasarım ekibinin, farklı yaşam alanlarına uyumlu Casiotone konsept resimleri oluşturmasıyla işe başladık. Ürün için bir hedef görüntü üzerinde karar kıldık ve bunu nasıl gerçekçi bir şekilde seri üretime sokabileceğimizi düşünmeye başladık. Fikri somut bir formda iletebilmek, ekipteki kişilerin de anlayabilmesini sağladı.

Shunsuke Oka

Shunsuke Oka

İleri Tasarım Departmanı
Tasarım Birimi
Tasarım Genel Merkezi 2

Shunsuke Oka: Zamanlama açısından, Ürün Planlama Departmanı'ndan gelen bir taleple ilgileniyor gibiydik ancak aslında ivme ürün tasarım ekibinden geliyordu.

Hiroshi: Ürün tasarım ekibinin vizyonu bizimkine oldukça yakındı, bu yüzden onlarla her gün iletişim halindeydik. Bazen fikrin ilk nereden çıktığını bilmek zor oluyordu.

Planlama ekibinin ve ürün tasarım ekibinin aynı anda
aynı fikir üzerinde çalışmasının bir nedeni var mıydı?

Hiroshi: Daha önce de söylediğim gibi, tam istediğimiz klavyeyi oluşturamamıştık. Çocuklar, yaşlılar ve diğer kullanıcı grupları için çok çeşitli ürünler üretmiştik ancak kendi neslimiz de dahil olmak üzere her yaştan müzik tutkunlarına hitap edecek bir klavye geliştirmek istiyorduk. Dikkatimizi bu arayışımıza çevirirken bir yandan da klasiklere geri dönmek üzerine sürekli konuştuk.

Shunsuke: Başlangıçta performans sanatçılarına yönelik bir klavyeye çok odaklanmış durumdaydık ancak bir yandan da herkesin çalmaktan keyif alabileceği o ilk Casiotone konseptine ulaşabilen bir tasarım bulamadığımızı düşünüp duruyorduk. Ürün tasarım ekibi bunu göz önünde bulundurarak bazı önerilerde bulundu. Birkaç departman daha göz attıktan sonra fikir birliğine varmaya yaklaştık.

Hiroshi: Konsept bulmak oldukça kolaydır. Ancak başlangıçta bunları maliyet ve diğer uygulama endişeleri nedeniyle somut ürünlere dönüştüremiyorduk. İnsanlar usanmış bir şekilde toplantıları terk edip gitmek istiyordu çünkü tasarımların gerçekçi bir şekilde üretilebilmesi mümkün değildi. Bu zorluklara rağmen yapı mühendisimiz Kouji kilit bir oyuncu olarak bizimle kaldı.

Yapısal tasarım süreci
genellikle nerede başlıyor?

Hiroshi Sato

Kouji Oshima

Şube 22
Departman 2
Mekanizma Geliştirme Birimi
Geliştirme Genel Merkezi  

Kouji Oshima: Yapısal tasarım sürecinde yalnızca tasarım ekibiyle değil, aynı zamanda akustik özellikleri geliştiren ekiple de iletişim kurmamız gerekir. Ses üretmek için enstrüman gövdesinin içinde belirli miktarda alan olması gerekir ancak bu alan çok büyükse ürün dengesiz görünür. Ürün tasarım ekibi ilk başta çok ince gövdeli bir ürün ortaya çıkarmıştı, değil mi?

Shunsuke: Evet, öyleydi.

Kouji: Ütülenmiş gibiydi! Hoparlörlerin nereye sığacağını düşünmüştüm. Güzel görünüyordu ama tasarımı hayata geçirebilmeye çalışırken saçımı başımı yoluyordum.

Hiroshi: En büyük zorluk, ses ve tasarım arasında denge kurmaktı. Tasarım harika olabilir ancak sesin de iyi olması gerekir.

Kouji: Shunsuke taslaklarımızı gördüğünde şöyle dedi: "Şu kısmı atamaz mıydınız?" Şaka gibisiniz! (gülüyor)

Shunsuke: Gidip gelip "İhtiyacımız olmayan bir parça daha buldum!" diyordum. (gülüyor)

İnce tasarım ile uygun iç yapı arasında
denge kurmayı nasıl başardınız?

Kouji: Bas refleks sisteminde, mümkün olan en geniş muhafazaya ihtiyacınız vardır. Bu klavyenin hoparlör kutusu çizme şeklinde ve bu yeni bir tasarım. Ayrıca ana hoparlör ve bas refleks açıklığı farklı yönlere bakıyor. Bu gibi dokunuşlarla klavye gövdesini çok ince tutarken hoparlörler için yeterli alan elde etmeyi başardık. Elbette, gerçekte süreç çok daha karmaşıktı. İyi hatırlıyorum; hoparlör alanının azaltıldığını gösteren verileri alıp hiçbir şey söylemeden öylece akustik ekibine vermiştim. Yaklaşık bir hafta sonra "Daha da küçülttün, değil mi?" diyerek geldiler. Yakalanmıştım. (gülüyor)

Hiroshi: Normalde bas refleks hoparlörler dikey olarak monte edilir ancak bu tasarım, hoparlörleri yeni bir yatay yapıya yerleştiriyor. Ayrıca ürün tasarım ekibi hoparlör ızgarası konusunda geri adım atmadı çünkü belirli bir görünüme sahip olmasını istiyorlardı. (gülüyor)

Kouji: Taviz verirler miydi hiç! (gülüyor)

Hiroshi: Ayrıca ses kaybı ve maliyet gibi sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldık. Kouji yeni tedarikçiler arıyordu ve bu o kadar dar bir zamanda genellikle mümkün değildi. Sonuçta, elinden gelenin fazlasını yapması sayesinde projeyi tam zamanında bitirebildik. Baştan itibaren ortak bir mükemmellik vizyonuna sahip olduğumuz için bunu başarabildik. Uğrunda yola çıktığımız amaca ulaşamazsak her şeyin boşa gideceğinin herkes farkındaydı.

yukarı